KİM, HANGİ HATAYI YAPARSA NE OLUR?

2008-05-31 02:51:00

* Eğer bir berber bir hata yaparsa, bu yeni bir tarzdır... * Eğer bir şoför bir hata yaparsa, bu bir kazadır... * Eğer bir doktor bir hata yaparsa, bu bir müdahaledir... * Eğer bir mühendis bir hata yaparsa, bu yeni bir atılımdır... * Eğer ebeveynler bir hata yaparsa, bu yeni bir kuşaktır... * Eğer bir politikacı bir hata yaparsa, bu yeni bir hukuk kuralıdır... * Eğer bir bilim adamı bir hata yaparsa, bu yeni bir keşiftir... * Eğer bir terzi bir hata yaparsa, bu yeni bir modadır... * Eğer bir öğretmen bir hata yaparsa, bu yeni bir teoridir... * Eğer bir patron bir hata yaparsa, bu bizim hatamızdır... * Eğer bir personel bir hata yaparsa, bu bir "HATA"dır. Devamı

[[..Vee Büyüyorum Anne ! ]]

2008-05-26 01:16:00

Sadece kitaplardan oku***** öğrenilir zannederdim her şeyi,Büyüdükçe anlıyorum,en gerçek kitap hayatmış anne … Başrollerini veriyorlar bize,bir anda kendini oyunun içinde buluyorsun,Evet anne bir oyun,hani çocukken oynadığımız oyunlar gibi… İnsanlar sahte kıyafetlerini giyip boyuyorlar gözlerimi,Yeri geliyor güldürüyor ,Yeri geliyor ağlatıyorlar … Evet anne yanlış duymadın,Öpmelere doyamadığın kızını ağlatıyorlar,Sevmelere doyamadığın kızını yıpratıyorlar… Her şeye katlanırdım,Sabrı sen ögretmiştin bana…Olmuyor ilk defa kızın seni kırıyor,Sahte insanlara katlanamıyorum anne … Yar diyorum,yara alıyorum,Dost biliyorum arkamdan vuruluyorum,Hani küçükken anlattığın,Masal gibi gördüğüm,imrendiğim hayat bu mu anne ? … Eğer buysa gerçek bir masalmış…Hiçbirşeyin gerçek olmadığı bir masal …Eğer buysa yaşamak;İstemiyorum,İstemiyorum anne ! …... Devamı

Kulağım Kaşınıyor....

2008-05-26 00:54:00

Kulağımın içi kaşınıyor. Felaket. Önce azar azar başlıyor kaşıntı, geceleri.Sonra artıyor. Kaşımak da bir zor ki kulağın içini.Bir türlü geçmiyor."Ne yapsam acaba?" diyorum. Günler geçtikçe daha da artıyor.Doktora gitmeye karar veriyorum. Arkadaşlarıma soruyorum"Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?" diye. "N'oldu ki?" diye soruyor arkadaşlarım. "Kaşınıyor kulağım" diyorum. "Uyuyamıyorumgeceleri, kulak kaşınmasından!" Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi. "Çok iyidoktordur" diyor. "Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğiniiyileştirir." Gidiyorum doktora.Gözlüklü, şirin bir amca.Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor. Şaşırıyorum önce. "İçinde kaşıntı var" diyorum. "Öyle büyüteçlene anlayacaksınız ki?""Yok" diyor, "Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyigörmek içinbakıyorum." "Nedir?" diyorum doktora. "Eski sözler kaçmış kulağınıza" diyor. "Nasıl yani?" diyorum."Kimin sözleri?" "Bakacağız" diyor.Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir aletçıkarıyor."Yan durun. Kıpırdamayın" diyor bana. Biraz irkiliyorum. "Eski sözler" diyorum, "Ha?" Cımbızın ucu kulağıma giriyor, canımı acıtmıyor nedense."Bir erkek sesi bu" diyor. Sanki bir uğultu duyuyorum.Cımbızı çıkarıyor kulağımdan. "Yalan kaçmış kulağınıza!" diyor doktor. Yalana bakıyorum.Küçücük bir şey gibi gözüküyor. "Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş? Hangi yalanpeki?" diyorum."Durun, bekleyin" diyor doktor. "Dikkatli olmamız lazım. Tekrarkulağınıza kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine koyalım. Sonra serbest bırakırız." Yalanı tüpün içine koyuyor.Kapağını da kapıyor tüpün.Serbest kalıyor yalan. "Seni seviyorum" diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden. "Yalanmış ha?" diyorum.Kulağım bile anlamış, kalbim hálá anlamıyor...... Devamı

Gökkuşağının peşinde koşan çocuklar..

2008-05-24 01:42:00

Çok eski zamanlarda dört erkek kardeş yaşamaktaydı. Kardeşler anne ve babaları ölünce yapayalnız kalmışlardı. Güneşli bir bahar sabahı ne yapacaklarını düşünürlerken dağların ardında rengarenk ışıklar saçan gökkuşağını farkettiler. -Ne güzel değil mi? dedi büyük kardeş, diğerleri onu onayladı. -Niye gökkuşağını yakalamıyoruz ki? Dedi onun bir küçüğü. Kardeşler birbirlerine şaşkın şaşkın baktılar. Üç numaralı kardeş şöyle dedi. -Ama ben bugüne kadar gökkuşağını yakalayan tek bir insan görmedim. Küçük kardeş gözünü gökkuşağına dikerek ayağa kalktı ve itiraz etti; -Ben de sevgili ağabeyciğim, bugüne kadar onu yakalayamayan tek bir insan görmedim. Hadi koşalım, gökkuşağını yakalamaya çalışalım! Kardeşler ani bir coşkuyla oturdukları yerden fırladılar ve gökkuşağına doğru koşmaya başladılar. Önce yavaş yavaş koştular, sonra hızlandılar, hızlandılar, o kadar hızlandılar ki herkes onlara hayretle baktı. Gökkuşağına doğru koştukça yeniden doğduklarını hissettiler, adımlarını hızlandırdıkça insan olduklarını haykırdılar, koşarken dans ettiler, şarkılar söylediler. Aradan uzun bir zaman geçti. Kardeşler yorulmaya başladı. Gökkuşağını bir türlü yakalayamıyorlardı. Tam yakalayacaklarını sandıkları anda gökkuşağı biraz daha uzaklaşıyordu. Günler, aylar, yıllar geçiyor; gökkuşağı hiç yaklaşmıyordu. -Ben yoruldum kardeşler, dedi büyük ağabey. Benden bu kadar. Artık gökkuşağı peşinden koşmak istemiyorum. Şu geçtiğimiz köyde çok güzel bir kızla karşılaştım. Gidip o kızla evleneceğim ve artık bu saçmalığı unutacağım. Aklınız varsa siz de böyle yapın. Üç kardeş yanlarından ayrılan ağabeylerinin ardından baktılar. Bir süre düşünüp, daha sonra koşmaya devam ettiler. -Belki, dedi ikinci ağabey. Belki gökkuşağını yakalarız. Hatta belki gökkuşağını satar zengin oluruz. Üç kardeş koşmayı sürdürdü. Ama bir süre sonra ikinci ve üçüncü ağabey de koşmayı bıraktı. İkinci "alaylardan usandım" dedi giderken, üçüncü "dağların ardında hiç bir şey yok, ben dönüyorum" dedi ve gitti. Geriye bir tek en ... Devamı

Hala Burdayım, Bitmedim...

2008-05-21 18:46:00

Ben bir yalan deryasında, derde battım; sen gelmedin! Ak kalmanın telaşında, serden geçtim; el vermedin! Her zaman değilse bile, insan arıyorsun bazen; umut bulmak istiyorsun sıcak bir gülümsemede; gözlerine bakarak, “Ben buradayım” desin biri... Söylemedin! Güzel olan ne varsa; çiçeğe durmuş ağaç, kumsala yanaşan deniz, karanlığa yanan yıldız; bakmaya doyamadığım, asla sıkılmadığım manzaraydın benim için... Görünmedin! Uzun bir yolculuğun ortasında, seni, kendi dünyasına çağıran güzel bir kitap; yağmur sonraları kokan toprak gibiydin; hem en büyük maceram, hem en büyük sevincim... Nicedir güldürmedin! Şimdi, ne bir heyecan içimde, ne küçücük bir sevinç! Günler haftaları, haftalar ayları buldu... Dönmedin! Kaybedecek hiçbir şey bırakmadı yokluğun!... Artık, daha özgürüm. Sen bilmezsin; kayarken, neden iz bırakır yıldızlar... Bilmezsin; kızmak anlamsız; susmak sıradanlıktır. Ve yalnızdır çığlıklar... Ben kaymaya çok yaklaşmış, sönmek üzere bir yıldızım. Tırnaklarımı, gökyüzüne geçirmişim. Kaymak değil endişem; sadece, iz bırakmak istiyorum geçerken... Sen bilmezsin; neden, doğarken de batarken de kızıldır güneş... Bilmezsin; ateşe düştüğünde, yine, ateştir sarıldığın... Ve küllerin altındadır aradığın... Ben yüreği hep yangında, yanıtsız bir soruyum. Ne sancısız doğarım, ne sancısız ölürüm. Yok olmak değil endişem; sadece, var olmak istiyorum ölmeden! Ve sen, canıma kastettin giderken! Hep kolladın kendini; hiç olmadı yaraların... Ne ateşi hissettin, ne yanmayı öğrendin. Güzel olması gerekiyordu her şeyin... En ufak bir aksilikte vazgeçtin, direnmedin! Neden, acısız olmaz hayat; Mutluluğun içine neden saklanır kederler; bilmedin! Dertlerin cümlesini buyur etse de yokluğun, Artık, daha güçlüyüm. Kalemimde mürekkep, yüreğimde ateşle, Hala buradayım, bitmedim... Devamı

~ Bir Eskicide Bıraktım Yüreğimi

2008-05-21 00:13:00

Tükenmeyen yollarda,bilinmeyen geleceklereYürüyerek geçiyor yaşam.Uyandığımda bitecek bir rüya gibi.Hiç durmadan,koştururcasına yürüyorum,Durursam uyanacağım,Yaşam bitecek sanki...Ardıma bakmadan gidiyorumBir daha geçmeyeceğimi bildiğim yollardan.Her adımda dağılıyorum.Bir parçam,ellerimden düşer gibi,Kayıp gidiyor benden...Bir köşede gülüşümü bırakıyorum.Bir gece yıldızlara bakarken,gözlerimi.Sokak lambalarında, sessiz gölgelerimi.Günbatımının kızıllıklarında çocukluğumu,Gündoğumlarında,sabah çiğlerine karışan gözyaşlarımı...Siyah beyaz bir fotoğrafta düşlerimi...Oysa düşlemek ne güzeldi çocukken.Nerden bilirdim yaşamınBöyle parçalanarak süreceğiniVe ömrümün,kendimi toplamakla geçeceğini...Bir yap-bozum sanki,Tek parçamı bile bulamadan,Yeniden dağılıveriyorum.Nerede başladı bu...Hatırlamadığım kadar uzakta kaldı ilk kırıntılarım.Her yiten parçada sessiz bir çığlık attı yüreğim,Sel olup aktı da,kimseler görmedi.Sessizce gelip toplamasını bekledimO hep beklenen,ama hiç gelmeyenin...Yüreğimde bir telaş,bir heyecan;-Beni tamamla artık ! -der gibi çırpınan...O değil miydi daha yolun en başındaBin parçaya bölünüp dağılan...İstesem de bulamam yüreğim.Bir daha geçmeyeceğim bir yolda,Bir eskiciye bıraktım seni,paramparça...Çığlıkların paçalarımdan süzülüyor,Kimseler görmüyor...İşte böyle sürüyor yaşamYolun birinde eksilip,Bir başkasında biraz artan...Kim geri getirebilir,Bir daha geçmeyeceğim bir yolda,Bir eskicide kalan ,O bir parçası hep eksik yüreği...... Devamı